Untitled Document

Ana sayfa > Yazı & Denemeler  

  indir (.pdf) 25 Mart 2004
 
İmkansız hiçbir şeydir...
İmkansız hiçbir şeydir. Bu sloganı ilk gördüğünüzde, ya da duyduğunuzda kafanızda belki şimşekler çakmadı. Ya da benim gibi, bu slogan ve reklamla ilgili yazı yazma dürtüsü oluşmadı. Ama bu sloganın üzerinde düşünülmesi gerektiğini savunuyorum.

´İmkansız, bu dünyayı değiştirebilecek gücü içlerinde keşfetmek yerine, kendilerine sunulan dünyada yaşamayı daha kolay bulan, küçük insanların ortaya attığı büyük bir kelimedir. İmkansız, bir gerçeklik değil, bir görüştür. İmkansız bir iddia değil, meydan okumadır. İmkansız potansiyeldir. Geçicidir. İmkansız yoktur. İmkansız, hiçbir şeydir.´
Yukarıdaki alıntı, Adidas´ ın son reklam kampanyasına ait. Verilmek istenen mesajı birazdan ele alacağım. Ama önce, bu reklam kampanyasının yardımcı unsurlarına değinmek istiyorum.

Billboardlarda sıkça rastladığımız ´Impossible is nothing´ (İmkansız, hiçbir şeydir.) sloganı ile bu reklam, David Beckham ve Muhammed Ali gibi alanlarında dünyaca başarılara imza atmış sporcularla desteklenmiş. Sporcuların çarpıcı pozlarıyla yetinilmemiş; bu kişilerin spor yaşamlarındaki en zor cümlelerle zenginleştirilmiş. Örneğin; Muhammed Ali´ nin ringe ilk adımını attığında, boksör olmak için çok sıska olduğunun söylendiğinin belirtilmesi gibi...

Bir reklamın başarısı, o reklamın dikkat çekiciliği ile ölçülür. Ardından diğer kriterler gelir. Hedeflenen kitlenin ilgisi ve bunun satışlara etkisi, mesajın anlaşılırlığı ve reklamda kullanılan unsurlarla reklamı veren firmanın ve reklamın uyumu... Bu açılardan baktığımızda, – kampanyanın satışlara etkisini dışarıda bırakırsak – başarılı olduğunu söylemek hiç de güç değil.

Adidas, bir spor markası ve kampanyasında kullandığı yıldızlar spor dünyasından. Dünyaca tanınan ve başarılı olan bu yıldızların seçimi, hem verilmek istenen mesajla, hem de Adidas´ ın kendi kurumsal kimliği ile uyumlu. ´İmkansız hiçbir şeydir´ sloganıyla, karşılaşılan zorluklara atıfta bulunarak yıldızların hayatından kesitlere yer verilmesi, kurulan bağ açısından dikkat çekici. Buna ek olarak, kampanyanın spora ve sporcuya yakışan bir tema seçme konusundaki titizliğine de hayran kaldım. Asıl beni etkileyen kısım da bu zaten...
İmkansız hiçbir şeydir. Bu sloganı ilk gördüğünüzde, ya da duyduğunuzda kafanızda belki şimşekler çakmadı. Ya da benim gibi, bu slogan ve reklamla ilgili yazı yazma dürtüsü oluşmadı. Ama bu sloganın üzerinde düşünülmesi gerektiğini savunuyorum.

İmkansıza karşı gelmek, yaşamın akışında amaçsızca ordan oraya sürüklenmemek demektir. Gücünün farkında olmak, sunulanlarla yetinmemek ve her zaman daha iyisi için çalışmak...
Çok değil, 127 yıl kadar geriye gittiğimizde telefon, herkes için bir ´imkansız´ dı. Ta ki 1876´ da Alexander Graham Bell icat edene dek... Ya da 1898 yılında Marie Curie´ nin keşfinden önce radyumun, ´imkansız´ olması gibi...

A.Graham Bell de, Marie Curie de imkansızla yetinmeyip, meydan okuma girişiminde bulundular. İddia etmekle kalmayıp, yeni bir yol açmayı denediler. Var olanların yetersizliğini görüp, ´daha iyi´ için kafa yordular. Potansiyellerini kullandılar. Ve başarılı oldular...

Napolyon Bonapart´ ın çok sevdiğim bir sözü vardır: ´ İmkansızlık, yalnız sersemlerin sözlüğünde bulunan bir kelimedir.´ Büyük düşünenler, dünyayı değiştirmek için imkansızlıklara karşı savaş verirken, küçük insanlar bunu mazeret olarak kullanırlar...
Siz, siz olun, mazeretlerle kendinizi meşgul etmeyin... İmkansızı isteyin ve onun hiçbir şey olduğunun farkına varın! Çünkü, imkansız yoktur!
 
 Diğer yazılarımdan bazılar
Oyunun Sonu.. 16 Mayıs 2005  
Ezilmemiş Kır Çiçekleri.. 27 Temmuz 2003  
Aldatmak.. 11 Mayıs 2004  
Bakmak & Görmek.. 24 Ağustos 2003  
Bu Yıl Sona Ermeden….. 08 Ocak 2004  
Terör ve Toplum.. 16 Mart 2004