´Onlar bir yolda ağacı ya da yeşili şart koşmuyor. Geçebilsinler yeter. Ya da bir yemekte sanatsal bir şıklık aramıyorlar. Doysunlar yeter… Oysa sen, öyle misin ya? Sen, önce en az on dakika izlemelisin şarabın kadehteki duruşunu…´ diye bahsediyor Yılmaz Erdoğan ´incelik´ le ilgili…
Sizin ´ince zevkleriniz´ nelerdir? Ya da ´olmazsa olmaz´ dedikleriniz? Güzel bir akşam yemeğinde sadece yemek midir sizi mutlu eden; yoksa ´estetik´ ve ´incelik´ midir vazgeçemediğiniz? Şarap kadehinin büyüklüğünden etkilenebilirsiniz, müziğin kalitesi ile ilgili konuşurken… ´Güneşin batışını izleyebilmeliyim yemeğimi yerken…´ mi dersiniz; yoksa ´Gecenin karanlığında ay ışığını görebilmeliyim…´ mi Joaquin Rodrigo´nun Gitar Konçertosu eşliğinde? Dekorasyonda minimalist mi tercihinizdir sadeliği ön plana çıkaran, pratik mi, feng – shui ilkelerine göre? Ya da ´Benim tarzım, her ikisi de; önemli olan rahatlık…´ mı diye düşünürsünüz?
Her Cumartesi sabahı eşinizle birlikte sahilde yürüyüşe gitmek mi arındırır sizi tüm haftanın stresinden, ya da yalnız olarak bir cafeye gidip en sevdiğiniz kahve olan French Vanilla´ yı içmek mi tüm gazeteleri okurken? Çoktandır göremediğiniz dostlarınızla bir araya gelmek de ilginç olabilir, onca zamanın ardından… Konuşacak, paylaşacak o kadar çok şey birikmiştir ki… Belki de ´incelik´ sizin için hoş bir sürpriz yapmaktır sevdiğinize… Beklenmeyen bir anda özenle hazırlanmış bir sürprizden daha güzel ve mutluluk verici ne olabilir ki zaten?
Kıyafet seçiminiz dahi ´incelik´ anlayışınızı yansıtır; ´siz´ le ilgili ipuçları taşır. Görünmese de, botunuzun içine giydiğiniz çorap bile uyumlu bir renkte olmalıdır dış giyiminizle… Ya da kolyeniz şık bir tamamlayıcı olmalıdır gömleğinize… Saç stiliniz, yüz hatlarınıza göre olmalıdır… Makyajınız da cilt renginize uygun olmalıdır. Kokunuz, siz yokken sizi hatırlatan en temel şey olduğu için, üzerinde düşünülerek alınmış olması gereken ve sizi en çok yansıttığına inandığınız olmalıdır.
Vazgeçemediklerinizi düşünün ince zevklerinizle ilgili… En sevdiğiniz o kocaman bardağınızla, kolanızı yudumlarken, izlediğiniz o güzel filmleri ve yapılan Pazar keyiflerini… Ya da trekking için en güzel zaman olan ilkbaharları, eşiniz ve arkadaşlarınızla gittiğiniz o doğa zengini parkurları düşünün… Ne güzel bir enerji deposuydu sizin için…Yıl dönümlerini düşünün… Hatırlanması gerekenlerin öneminin farkında olun… Asla, önemli günleri atlamayın ve bunu yaşam ilkeniz haline getirin. Kendi inceliğinizi ve ince zevklerinizi, yaşamınızın inceliğine dönüştürün. Kendinize, sevdiklerinize ve yaşadığınız çevreye önem verin. Sizin vazgeçemediklerinizin olduğu gibi; başkalarının da vazgeçemeyecekleri olabileceğini bilin… Unutmayın; herkesin bir ´ince zevki´ vardır… |