Kent Şekerlemeleri´ nin yeni reklamını izlemişsinizdir. Çocuk Esirgeme Kurumu´ ndaki sevimli bir kız çocuğunun, bir bayram sabahı yaşadıkları anlatılıyor.
Barış Manço´ nun ´Bugün bayram, erken kalkın çocuklar´ parçası eşliğinde, 3 yaşındaki kız çocuğunun, aile özlemini birkaç dakika içinde tüyleriniz ürpererek anlıyorsunuz. Bence, ´reklam´ olmasına rağmen, böyle bir konsept belirlenmesi takdir edilmesi gereken bir durum. Ayrıca reklamın yeterli ilgiyi çektiği de aşikar... Ancak bu ilginin, harekete geçmemiz konusunda katkısı olmazsa hiçbir önemi kalmamış olacak. İşte bu nedenle bugün yazımda ´çocuklar(ımız)´ üzerinde duracağım.
Mithat Bereket´in geçtiğimiz hafta ´Anahtar´ programında değindiği konu: ´Türkiye´ deki çocukların durumu´ idi. Size programdan birkaç satırbaşı vermek istiyorum:
- Türkiye´ de her yıl 500.000 çocuk sokakta yaşamaya bırakılıyor.
- Bu çocukların 90.000´ i suç işlemeye zorlanıyor.
- Cinsel istismara uğrayan çocuk oranı: % 70
Neden çocuklar(ımızı) sevmiyoruz? Ya da neden onları sokakta yaşamaya mecbur bırakıyoruz? Onları sadece sokağa atmakla kalmayıp, suça teşvik ediyoruz… Taptazecik dimağlarını, bizim kara sözlüğümüzde olan kelimelerle dolduruyoruz. Şiddete mağruz bırakıyoruz. En vahşice olanı da, cinsel dürtülerimizi doyuruyoruz…
Bütün bunlar, bizim yaptıklarımız olamaz…Bunlar, akıl dışı... Bunlar, insanlık dışı... Hiçbir normal insan bu tip şeyleri yapmaz, yapamaz… Yüreğinde, sevgisi ´kırıntı´ kadar olan bir insan dahi, kendisinden bir parça taşıyan çocığuna bunları yapacak cesareti, cüreti bulamaz. Bunlar; içi nefret katranıyla kaplı yüreklerin yapacağı zulümlerdir... Hiçbirimiz mi normal değiliz, yoksa kendimizi sevmediğimiz gibi artık çocuklar(ımızı) da mı sevmiyoruz bilemiyorum. Ama karanlık bir geleceğe doğru ilerlediğimizi görebiliyorum.
Çocuklar(ımız), bizim en değerli varlığımız... Sevgiye, ilgiye, şefkate en çok ihityaç duyan, ve belki de bunları en çok hak eden varlıklar... Onlara en iyi eğitim olanaklarını sunup, parlak geleceklere yelken açmalarını sağlamaya çalışmak yerine; onları kültürümüzün ve yarınlarımızın mirasçıları olarak yetiştirmek yerine; bizim çizdiğimiz tabloya bakın...
Kimileri bu yazıyı okurken alınıcak, kimileri de ´benim ne gibi bir ilgim var?´ sorusunu soracak. Durup bir düşünün: Zannediyor musunuz ki çocuğu sadece sokağa atandadır suç... Ya da suça teşvik eden de... Toplumsal bir sorunun çözümü, bireylerde aranmaz.
Çözüm; bireylerden başlar, ve topluma mal edilirse, toplumsal sorun ortadan kalkmış olur.
Çocuklar(ımız) için herkesin yapabileceği bir şey vardır. Reklamlarda izlediğimiz bu bayram Çocuk Esirgeme Kurumu´ nu ziyarete gitmek gibi... Onlara ´yanında olduğumuzu´ hissettirmek ve onları koşulsuz olarak sevmek gibi... Ya da insanlık dışı eylemlere karşı net tavırlar almak gibi... 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü... Tüm çocuklar(ımız)ın haklarını korumak gibi... Sadece düşünün... Aslında o kadar çok şey var ki...! |